MENÜ

Bayram Ziyâretinde Mezarlıklarda Okunacaklar
HABERLER
17 Temmuz 2021 12:04
0 yorum
Bayram Ziyâretinde Mezarlıklarda Okunacaklar

a) Temîm-i Dârî (Radıyallâhu Anh)dan nakledilen bir hadîs-i şerîfe göre:

عَنْ تَم۪يمِ الدَّارِيِّ رَضِيَ اللّٰهُ تَعَالٰى عَنْهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ تَعَالٰى عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «مَا مِنْ مُؤْمِنٍ يَقْرَأُ اٰيَةَ الْكُرْسِيِّ فَيَجْعَلُ ثَوَابَهَا لِأَهْلِ الْقُبُورِ إِلَّا لَمْ يَبْقَ عَلٰى وَجْهِ الْأَرْضِ قَبْرٌ إِلَّا أَدْخَلَ اللّٰهُ ف۪يهِ مَعْرُوفًا وَوَسَّعَ عَلَيْهِمْ قُبُورَهُمْ مَدَّ الْبَصَرِ، وَأَعْطَاهُ اللّٰهُ بِقِرَاءَتِهَا ثَوَابَ أَلْفِ شَه۪يدٍ، وَرَفَعَ لَهُ أَلْفَ دَرَجَةٍ، وَكَتَبَ لَهُ بِكُلِّ كَلِمَةٍ أَلْفَ حَجَّةٍ، وَأَلْفَ عُمْرَةٍ، وَخَلَقَ اللّٰهُ بِكُلِّ حَرْفٍ مَلَكَيْنِ يُسَبِّحَانِ اللّٰهَ عَزَّ وَجَلَّ إِلٰى يَوْمِ الْقِيَامَةِ وَكَانَ ثَوَابُهُمْ لَهُ.»

“Her hangi bir mümin Âyete’l-Kürsî okur da sevâbını kabirlerin ahâlîsine tahsîs ederse, yeryüzünde hiçbir (Müslüman’a âit) kabir kalmaksızın mutlakā Allâh-u Te‘âlâ ona (her birine) bir mâruf (iyilik ve rahmet) ulaştırır ve kabirlerini gözün görebildiği kadar onlara genişletir.

Bunu okuduğu için Allâh-u Te‘âlâ o kişiye bin şehîd sevâbı verir, kendisi için bin derece yükseltir, (Âyete’l-Kürsî’de bulunan) her kelime mukābilinde bin hac, bin umre (sevâbı) yazar, her harfe mukābil Allâh-u Te‘âlâ iki melek yaratır ki onlar kıyâmet gününe kadar Allâh-u Azze ve Celle’yi tesbîh ederler, sevapları da o (Âyete’l-Kürsî okuyup sevâbını kabristanda bulunan Müslümanlara hediye eden) kişiye âit olur.” buyrulmuştur. (Ebu’l-Hasen ‘Alî ibnü Ahmed el-Hekkârî, Hediyyetü’l-ahyâ li’l-emvât, rakam:16, sh:184; Muhammed ibnü ‘Alî Hırid, el-Vesâilü’ş-şâfi‘a, sh:193)

Selef-i sâlihîn ölünün kabrinin yanında Yâsîn, Mutaffifîn, İnşikāk, Beyyine, Zilzâl, Tekâsür, Kâfirûn, 11 İhlâs, Felak, Nâs, Fâtiha, Elif Lâm Mîm, (Bakara Sûresi’nin ilk beş âyeti),  yete’l-Kürsî ve peşindeki iki âyet, Bakara Sûresi’nin sonu (284-286), Hadîd Sûresi’nin başı (1-6), Haşr Sûresi’nin sonunun (20-24) okunmasını ve sevâbının ölüye bağışlanmasını müstehab saymışlardır ki bunların hem okuyana, hem de ölüye faydası olacak fazîletli âyetler olduğuna dâir eserler ve haberler vârid olmuştur.

İbnü Hacer (Rahimehullâh)a “Bir adam bir kabristana uğrayıp Fâtiha okusa ve sevâbını orada okuyanlara hediye etse bu sevap taksim mi edilir yoksa her birine tam bir Fâtiha sevâbı mı ulaşır?” diye sorulduğunda o: “Ulemâdan bir cemâat her birine tam bir sevap ulaşacağı hakkında fetvâ vermişlerdir ki Allâh-u Te‘âlâ’nın rahmetinin genişliğine yakışan da budur.” demiştir. (‘Abdurrahmân ibnü Muhammed Bâ‘alevî, Buğyetü’l-müsterşidin, 2/375)

b) Ölünün Kabrinde 3 Kere Okununca Kıyâmete Kadar Azâbı Kaldıracak Bir Duâ

İmâm-ı Sühaymî (Rahimehullâh)ın “el-Cevhere” üzerine yaptığı şerhte zikredilen bir hadîs-i şerîfte:

«مَا مِنْ عَبْدٍ يَقُولُ ثَلَاثَ مَرَّاتٍ عِنْدَ قَبْرِ مَيِّتِهِ: «اَللّٰهُمَّ بِحَقِّ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَاٰلِ مُحَمَّدٍ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ لَا تُعَذِّبْ هٰذَا الْمَيِّتَ إِلَّا رُفِعَ عَنْهُ الْعَذَابُ إِلٰى يَوْمِ يُنْفَخُ فِي الصُّورِ.»

“Hangi bir kul (kabir azâbına dûçâr olmuş bir) ölüsünün kabrinin yanında üç kere: ‘Ey Allâh! Efendimiz Muhammed’in ve Efendimiz Muhammed (Sallellâhu Aleyhi ve Sellem)in Ehl-i Beyti hürmetine bu ölüye azâb etme.’ derse, Sûr’a üfürülünceye kadar ondan azâb kaldırılır.” buyrulmuştur. (İbnü Ebi’l-Fevâris, el-Emâlî; ‘Abdurrahmân ibnü Muhammed Bâ‘alevî, Buğyetü’l-müsterşidin, 2/374; Muhammed ibnü ‘Ömer el-Bintenî, Nihâyetü’z-zeyn, sh:153)

Duânın Okunuşu:

«اَللّٰهُمَّ بِحَقِّ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَاٰلِ مُحَمَّدٍ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ لَا تُعَذِّبْ هٰذَا الْمَيِّتَ.»

c) Kabristana Girildiğinde Okuyanın Elli Senelik Günahını Bağışlatacak Bir Zikir

Esbağ ibnü Nübâte (Radıyallâhu Anh) şöyle anlatmıştır:

عَنِ الْأَصْبَغِ بْنِ نُبَاتَةَ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُ قَالَ: «كُنْتُ مَعَ عَلِيِّ بْنِ أَب۪ي طَالِبٍ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُ فَمَرَّ بِالْمَقَابِرِ فَقَالَ: اَلسَّلَامُ عَلٰى أَهْلِ لآ إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ مِنْ أَهْلِ لآ إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ يَا أَهْلَ لآ إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ كَيْفَ وَجَدْتُمْ قَوْلَ لآ إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ يَا لآ إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ! بِحَقِّ لآ إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ اِغْفِرْ لِمَنْ قَالَ لآ إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ وَاحْشُرْنَا ف۪ي زُمْرَةِ مَنْ قَالَ لآ إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ، قَالَ عَلِيٌّ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُ: سَمِعْتُ رَسُولَ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَآلِهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ: مَنْ قَالَهَا إِذَا مَرَّ بِالْمَقَابِرِ غُفِرَ لَهُ ذُنُوبُ خَمْس۪ينَ سَنَةً، قَالَ: يَا رَسُولَ اللّٰهِ! مَنْ لَمْ يَكُنْ لَهُ ذُنُوبُ خَمْس۪ينَ سَنَةً؟ قَالَ: لِوَالِدَيْهِ وَلِقَرَابَتِهِ وَلِعَامَّةِ الْمُسْلِم۪ينَ.»

“Bir kere ben Alî ibnü Ebî Tâlib (Radıyallâhu Anh) ile berâberdim, o bir kabristana uğradığında: ‘Lâ ilâhe illâllâh ehlinden (olan bizlerden) Lâ ilâhe illâllâh ehlin(den olan sizler)e selâm olsun! Ey Lâ ilâhe illâllâh ehli! Lâ ilâhe illâllâh sözünü(n faydasını) nasıl buldunuz? Ey Lâ ilâhe illâllâh (ey Kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayan Allâh)! Lâ ilâhe illâllâh bahşı hakkı için Lâ ilâhe illâllâh diyenleri(n günahlarını) bağışla ve bizi Lâ ilâhe illâllâh diyenler zümresinde haşreyle. (Âmîn!)’ dedikten sonra:

‘Ben Rasûlüllâh (Sallellâhu Aleyhi ve Sellem)i: ‘Her kim kabristanlara uğradığında bu sözleri derse kendisi için elli senelik günahları bağışlanır.’ buyururken işittim ve: ‘Yâ Rasûlellâh! Bir kimsenin elli senelik günahı yoksa (onun için ne fayda sağlar)?’ deyince: ‘Anne-babası, akrabâsı ve umûmî Müslümanlar için (günahlarını bağışlatır).’ buyurdu.” (er-Râfi‘î, et-Tedvîn fî ahbâri Kazvîn, 3/395-396; es-Süyûtî, Câmi‘u’l-ehâdîs, rakam:23113, 21/119; es-Seffârînî, el-Bühûru’z-zâhira, 1/423-424; ‘Alî ibnü Hasen el-‘Attâs, el-Kırtâs,2/191-192)

Duânın Okunuşu:

«اَلسَّلَامُ عَلٰى أَهْلِ لآ إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ مِنْ أَهْلِ لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ يَا أَهْلَ لآ إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ كَيْفَ وَجَدْتُمْ قَوْلَ لآ إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ يَا لآ إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ! بِحَقِّ لآ إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ اِغْفِرْ لِمَنْ قَالَ لآ إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ وَاحْشُرْنَا ف۪ي زُمْرَةِ مَنْ قَالَ لآ إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ.»

d) Kabristana Girdiğinde Okuyana Âdem (Aleyhisselâm)dan Beri Bütün Müslümanların İstiğfâr Edeceği Bir Duâ Abdullâh ibnü Mes‘ûd (Radıyallâhu Anh) şöyle demiştir:

عَنْ عَبْدِ اللّٰهِ بْنِ مَسْعُودٍ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُ قَالَ: «كَانَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِذَا دَخَلَ الْجَبَّانَةَ يَقُولُ: اَلسَّلَامُ عَلَيْكُمْ أَيَّتُهَا الْأَرْوَاحُ الْفَانِيَةُ، وَالْأَبْدَانُ الْبَالِيَةُ، وَالْعِظَامُ النَّخِرَةُ، الَّت۪ي خَرَجَتْ مِنَ الدُّنْيَا وَهِيَ بِاللّٰهِ مُؤْمِنَةٌ، اَللّٰهُمَّ أَدْخِلْ عَلَيْهِمْ رَوْحًا مِنْكَ، وَسَلَامًا مِنَّا.»

“Rasûlüllâh (Sallellâhu Aleyhi ve Sellem) mezarlığa girdiğinde: ‘Ey Allâh’a inanmış olarak dünyâdan çıkmış olan fâni ruhlar, çürümüş bedenler ve ufalanmış kemikler! Sizlere selâm olsun! Ey Allâh! Sen onların üzerine tarafından bir rahatlık, bizden de bir selâm idhâl eyle (ulaştır).’ derdi.” (İbnü’s-Sünnî, ‘Amelü’l-yevmi ve’l-leyle, rakam:593, 1/545; es-Süyûtî, Câmi‘u’l-ehâdîs, rakam:36237; ‘Alî el-Müttakî, Kenzü’l-‘ummâl, rakam:18517)

Ebû Muhammed el-Esedî (Radıyallâhu Anh)dan rivâyet edildiğine göre; Hasen (Radıyallâhu Anh) şöyle demiştir:

عَنْ أَب۪ي مُحَمَّدٍ الْأَسَدِيِّ عَنِ الْحَسَنِ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُمَا قَالَ: «مَنْ دَخَلَ الْمَقَابِرَ فَقَالَ: اَللّٰهُمَّ رَبَّ الْأَجْسَادِ الْبَالِيَةِ، وَالْعِظَامِ النَّخِرَةِ الَّت۪ي خَرَجَتْ مِنَ الدُّنْيَا وَهِيَ بِكَ مُؤْمِنَةٌ، أَدْخِلْ عَلَيْهَا رَوْحًا مِنْ عِنْدِكَ وَسَلَامًا، اِسْتَغْفَرَ لَهُ كُلُّ مُؤْمِنٍ مَاتَ مُنْذُ خَلَقَ اللّٰهُ آدَمَ.»

“Her kim kabristanlara girer de: ‘Ey sana inanmış olarak dünyâdan çıkmış olan çürümüş cesetlerin ve ufalanmış kemiklerin Rabbi olan Allâh! Sen onların üzerine tarafından bir rahatlık ve selam idhâl eyle (ulaştır).’ derse Allâh-u Te‘âlâ Âdem (Aleyhisselâm)ı yarattığından beri ölmüş olan her mümin kişi onun (günahlarının bağışlanması) için istiğfâr eder.” (İbnü Ebî Şeybe, el-Musannef, rakam:35208, 7/188)

İki Duânın Birlikte Okunuşu:

«اَلسَّلَامُ عَلَيْكُمْ أَيَّتُهَا الْأَرْوَاحُ الْفَانِيَةُ، اَللّٰهُمَّ رَبَّ الْأَجْسَادِ الْبَالِيَةِ، وَالْعِظَامِ النَّخِرَةِ الَّت۪ي خَرَجَتْ مِنَ الدُّنْيَا وَهِيَ بِكَ مُؤْمِنَةٌ، اَللّٰهُمَّ أَدْخِلْ عَلَيْهِمْ رَوْحًا وَسَلَامًا مِنْ عِنْدِكَ، وَسَلَامًا مِنَّا.»   

e) Kabristanda Okunacak Mühim Bir Duâ Kabristanı ziyâret eden kişinin çokça Kur’ân okuması zikir ve duâ edip o makberenin ahâlisine ve sâir Müslüman ölülere hediye etmesi müstehab sayılmıştır. Kişi ölülerin ruhûna sadaka verip Kur’ân okuyup zikir yaptıktan sonra şu duâları yapar:

«اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ، وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلٰى سَيِّدِنَا رَسُولِ اللّٰهِ وَعَلٰى اٰلِهِ وَصَحْبِهِ، اَللّٰهُمَّ رَوِّحْ أَرْوَاحَهُمْ وَقَدِّسْ أَسْرَارَهُمْ وَنَوِّرْ ضَرَائِحَهُمْ وَطَيِّبْ مَرَاقِدَهُمْ وَعَطِّرْ مَشَاعِرَهُمْ وَأَعْلِ دَرَجَاتِهِمْ وَكَثِّرْ مَثُوبَاتِهِمْ وَضَاعِفْ حَسَنَاتِهِمْ، اَللّٰهُمَّ أَفِضْ عَلَيْهِمْ سَجْلًا مِنْ بِرِّكَ وَلُطْفِكَ وَجُودِكَ وَكَرَمِكَ وَإِنْعَامِكَ وَإِحْسَانِكَ وَامْتِنَانِكَ، مَعَ الَّذ۪ينَ أَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ مِنَ النَّبِيّ۪ينَ وَالصِّدّ۪يق۪ينَ وَالشُّهَدَاءِ وَالصَّالِح۪ينَ، وَزِدْهُمْ شَرَفًا وَتَعْظ۪يمًا وَتَكْر۪يمًا، اَللّٰهُمَّ وَإِنَّا قَدْ وَقَفْنَا عَلٰى عَتَبَةِ أَوْلِيَائِكَ وَالصَّالِح۪ينَ مِنْ عِبَادِكَ عَنْ خُشُوعٍ وَخُضُوعٍ وَاسْتِكَانَةٍ مُتَوَسِّل۪ينَ بِهِمْ ف۪ي قَضَاءِ حَاجَاتِنَا وَمُهِمَّاتِنَا وَإِنْجَاحِ طَلِبَاتِنَا وَكِفَايَةِ الشُّرُورِ مِنَ الْجِنِّ وَالْإِنْسِ وَالشَّيَاط۪ينِ وَالشَّدَائِدِ وَإِزَالَةِ الْمِحَنِ عَنَّا وَحُصُولِ الْمِنَنِ وَكِفَايَةِ أَذِيَّاتِ الظَّالِم۪ينَ وَالْمُتَمَرِّد۪ينَ وَالْمُعَانِد۪ينَ فَلَا تُخَيِّبْنَا مِنْ نَيْلِ مَا نَرْجُوهُ وَنُؤَمِّلُهُ وَلَا تَرُدَّنَا صُفْرَ الْأَيْد۪ي وَأَنْجِزْ اٰمَالَنَا وَاقْبَلْ جُلَّ وَسَائِلِنَا وَاجْعَلْنَا مَحْظُوظ۪ينَ مِنْ بَرَكَاتِهِمْ مَلْحُوظ۪ينَ بِأَعْيُنِ عِنَايَتِهِمْ مَحْفُوظ۪ينَ مِنْ سَائِرِ الشُّرُورِ وَالاٰفَاتِ وَالْعَاهَاتِ وَالْبَلِيَّاتِ وَالْأَذِيَّاتِ بِأَسْرَارِ عِنَايَتِهِمْ وَاكْتُبْنَا ف۪ي د۪يوَانِ عِبَادِكَ الَّذ۪ين لَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ، فَاغْفِرْ لَنَا وَلِوَالِدَيْنَا وَلِإِخْوَانِنَا وَلِلْمُؤْمِن۪ينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ إِنَّكَ مُج۪يبُ الدَّعَوَاتِ وَقَابِلُ التَّوْبَاتِ وَسَامِعُ الْأَصْوَاتِ رَبَّنَا تَقَبَّلْ مِنَّا إِنَّكَ أَنْتَ السَّم۪يعُ الْعَل۪يمُ، رَبَّنَا اٰتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الْاٰخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ، اَللّٰهُمَّ إِنَّا نَتَوَسَّلُ إِلَيْكَ بِأَجَلِّ الْوَسَائِلِ وَتَشَفَّعْنَا إِلَيْكَ بِأَوْجَهِ الشُّفَعَاءِ عِنْدَكَ عَبْدِكَ وَرَسُولِكَ مُحَمَّدٍ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَسَائِرِ أَوْلِيَائِكَ وَالصَّالِح۪ينَ مِنْ عِبَادِكَ وَكُلِّ شَف۪يعٍ مِمَّنْ تُحِبُّ مِنْ عِبَادِكَ وَبِكُلِّ وَس۪يلَةٍ مَقْبُولَةٍ عِنْدَكَ، رَبَّنَا اغْفِرْ لَنَا وَلِإِخْوَانِنَا الَّذ۪ينَ سَبَقُونَا بِالْإ۪يمَانِ وَلَا تَجْعَلْ ف۪ي قُلُوبِنَا غِلًّا لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا رَبَّنَا إِنَّكَ رَؤُوفٌ رَح۪يمٌ، رَبَّنَا أَتْمِمْ لَنَا نُورَنَا وَاغْفِرْ لَنَا إِنَّكَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ، رَبِّ أَوْزِعْن۪ي أَنْ أَشْكُرَ نِعْمَتَكَ الَّت۪ي أَنْعَمْتَ عَلَيَّ وَعَلٰى وَالِدَيَّ وَأَنْ أَعْمَلَ صَالِحًا تَرْضَاهُ وَأَصْلِحْ ل۪ي ف۪ي ذُرِّيَّت۪ي إِنّ۪ي تُبْتُ إِلَيْكَ وَإِنّ۪ي مِنَ الْمُسْلِم۪ينَ، رَبِّ أَصْلِحْ ذُرِّيَّت۪ي إِنّ۪ي تُبْتُ إِلَيْكَ وَإِنّ۪ي مِنَ الْمُسْلِم۪ينَ.» اٰم۪ينَ!

(Muhammed ibnü ‘Alî Hırid, el-Vesâilü’ş-şâfi‘a, sh:194-195)

YORUM YAZ
PAYLAŞ
KULLANICI YORUMLARI
  • İlk Yorum Yapan Siz Olun!
YORUM YAZ